Geçen hafta GitHub’ın gündem listesine bir proje düştü ve birkaç gün oradan inmedi: God’s Eye View. İlk ekran görüntüsünü gördüğümde bir bilgisayar oyunu ya da bir film afişi sandım. Koyu bir dünya, üstünde süzülen uçaklar, kenarda askeri tarz göstergeler. Sonra dank etti: ekranda gördüğüm o uçaklar gerçek. Şu anda havada olan, gerçekten uçan uçaklar. Beni asıl çeken de bu oldu.
Yapan kişi Bilawal Sidhu. Bir dönem Google’da çalışmış, sonra sosyal medyada “God’s Eye View” adıyla bir video serisi yapıp epeyce izlenmiş biri. Bu proje o serinin arkasındaki asıl uygulamanın açık kaynak hâli. Yani daha önce videolarda “bakın neler yapılabiliyor” dediği şeyi alıp önümüze koymuş, kodunu da açmış. Ağustos 2026’da GitHub’da hem günlük hem haftalık birinci olmuş; JavaScript’i yaratan Brendan Eich bile “baya havalı” diye paylaşmış.
Peki bu şey tam olarak ne yapıyor?

Kısaca: tarayıcıda açılan, gerçek verilerle beslenen bir dünya küresi. Ama “Google Earth işte” deyip geçmeyin, olay biraz daha farklı. Uçakların transponder sinyalleri, gemilerin konum vericileri, uyduların yörünge bilgileri, deprem istasyonları, hatta halka açık sokak kameraları… hepsi aynı ekranda topluyor. Bir uçağa tıklıyorsunuz, kamera onu kilitliyor, arkasında sönen bir iz bırakıyor ve size uçağın bütün bilgilerini gösteriyor. Dilerseniz o uçağın kokpitine giriyorsunuz, iniş yapana kadar kamera araziyi altınızda tutuyor.
Bir de görsel filtreler var. Aynı dünyayı termal kameradan, gece görüşünden ya da eski bir tüplü ekranın taramalı görüntüsünden izleyebiliyorsunuz. Ekrana bakınca insanın aklına gerçekten bir istihbarat odası geliyor. İşin şaka tarafı, o “yasak kokpit” havası bilinçli verilmiş; ama altındaki her satır kod ortada.
En sinir bozucu kısmı: veriler zaten halka açık
Projenin sloganı şöyle bir şey: bir casus uydu simülatörü sanıyorsunuz, sonra kaynakların halka açık ve verinin gerçek olduğunu fark ediyorsunuz. Kafa karıştıran kısım da burası. Bu uygulamanın kullandığı hiçbir veri gizli değil. Uçak takip siteleri, gemi konum servisleri, deprem verileri, uydu yörüngeleri; hepsi yıllardır internette duruyor. Sidhu’nun yaptığı şey yeni bir sızıntı bulmak değil, dağınık duran bu parçaları tek ekranda birleştirmek.
Bu yüzden proje aslında bir OSINT dersi gibi. Yani açık kaynaklardan istihbarat. Uzaktan bakınca “vay, dünyayı böyle izleyebiliyorlar mı” diyorsunuz; yaklaşınca bunu izleyenin herhangi biri, mesela ben ya da siz olabileceğimizi görüyorsunuz. Bir yandan etkileyici, bir yandan biraz ürkütücü. İkisinin arasında kalıyor insan, ben en azından kaldım.
Dünyayla konuşuyorsunuz
İşin bir de sesli tarafı var. Mikrofona basıp “beni LAX havaalanına götür ve en yakın uçağı seç” diyebiliyorsunuz, uygulama da yapıyor. Bunu OpenAI’ın gerçek zamanlı ses modeli hallediyor. Ama güzel yanı, uygulama sadece komut alan bir uzaktan kumanda değil; ne baktığını da biliyor. Uçuş sırasında “burası neresi” diye sorunca altındaki şehri söylüyor, çünkü cevaplamadan önce sahnenin canlı bilgisini çekiyor. Bu tür sistemlerin arkasındaki makine öğrenmesi mantığına daha önce girmiştim; burada da temelde aynı iş dönüyor.
Açık konuşayım, bu kısım şart değil. Sesli özellik için OpenAI anahtarı gerekiyor ve o da para yakan tek yer. Ben denerken sesi hiç açmadan da fazlasıyla eğlendim. Uygulamanın geri kalanı anahtarsız çalışıyor, uçaklar, gemiler, depremler hepsi orada.
Teknik tarafı neden ilgimi çekti

Geliştirici olduğum için kapağın altına bakmadan edemedim. Yeni başlayan biri için yazılımın temel kavramlarını ayrı bir yazıda toplamıştım; burada da işin güzel yanı o temellerin somut bir işe dönüşmüş hâlini görmek. Beklediğim gibi kocaman bir framework yığını yoktu. Sade JavaScript, dünya için CesiumJS ve Google’ın fotogerçekçi 3D kaplamaları, bir de derleme için Vite. Hepsi bu. Modern web dünyasında “önce şu on kütüphaneyi kur” alışkanlığına o kadar gömülmüşüz ki, böyle sade bir kurulumun bu kadar iş çıkarması bana iyi geldi.
Her veri katmanı ayrı bir modül olarak duruyor. Yani kendi veri kaynağınızı ekleyip genişletmek istiyorsanız önünüz açık. Sidhu da zaten “bu bir tuval” diyor; buradaki katmanlar bir kişinin bulup birleştirebildiği sinyaller, gerisi size kalmış. Kendi şehir paketinizi, kendi veri akışınızı, kendi görsel filtrenizi ekleyebiliyorsunuz.
Denemek isteyen ne yapsın
En güzel yanı, denemek için cüzdan çıkarmanıza gerek olmaması. Hesap ya da API anahtarı olmadan açılıyor; uydu görüntüleri, uçaklar, gemiler, uydular, depremler, kameralar anahtarsız hâlde çalışıyor. İsterseniz tek tıkla kuran bir yol var (Pinokio), isterseniz depoyu klonlayıp terminalden çalıştırıyorsunuz. Fotogerçekçi 3D ya da sesli kontrol gibi ekstralar için sonradan anahtar ekliyorsunuz, o kadar.
Bence bu proje son dönemde çıkan mekânsal zeka araçları dalgasının en somut örneklerinden biri. Ne yaptığını anlamak için uzun uzun okumanıza gerek yok; açıyorsunuz, bir uçağa tıklıyorsunuz ve gerisi kendini anlatıyor. Bir hafta sonu öğleden sonrasını gömmek için birebir. Ben de tam olarak öyle yaptım zaten.
Kaynak: God’s Eye View — GitHub (bilawalsidhu/gods-eye-view)













